Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Yönetimi Anabilim Dalı
Telefon (0484) 212-1111 / 3119
Kurumsal E-Posta hakantoytok  hotmail.com
E-Posta
Web
Açıklama
Güncelleme14.06.2017 09:52:08

Yrd.Doç.Dr. ESEF HAKAN TOYTOK

  • Görev
  • Özgeçmiş
  • Dosyalar
  • Çalışmalar
Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi
Eğitim Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkanı

Eğitim Yönetimi Anabilim Dalı Bşk.
Özgeçmiş
Güncelleme : 23.02.2017 09:51:46
Anatolian Journal of Educational Leadership and Instruction(ANADOLU EĞİTİM LİDERLİĞİ DERGİSİ)

 Anadolu Eğitim Liderliği ve Öğretim Dergisi www.e-ajeli.com

[Anatolian Journal of Educational Leadership and Instruction]
e-ISSN:2148-2667
2013 – 1 (2), 24 - 36
 
 
ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE OKUL YÖNETİCİLERİNİN ÇATIŞMA YÖNETİM STİLLERİ
İLE ÖRGÜTSEL ADALET ALGILARI ARASINDAKİ İLİŞKİ
 
THE RELATION BETWEEN THE CONFLICT MANAGEMENT STYLES AND ORGANIZATIONAL
JUSTICE PERCEPTIONS OF SCHOOL ADMINISTRATORS IN TERMS OF TEACHERS OPINIONS
 
Esef Hakan Toytok* Abdurrahman Açıkgöz*
 
ÖZ: Bireylerin ve grupların içinde veya arasındaki anlaşmazlık ve uyuşmazlık biçiminde kendini gösteren etkileşim durumu
çatışmadır. Çatışma durumlarında bireylerin belli davranış modelleri doğrultusunda kendilerini ifade etmeye çalışırlar.
Yöneticiler çatışmanın örgüt içindeki yıkıcı etkisini azaltarak ya da ortadan kaldırarak çatışmayı örgüt için verimli bir unsur
haline getirmelidirler ki böylece uyuşmazlıklar ve anlaşmazlıklar çözülüp örgütsel amaçlara etkili bir şekilde ulaşma
sağlanılsın. Örgüt çalışanları örgütsel amaçları gerçekleştirirken bu amaçların ve görevlerin hangi kurallara göre dağıtıldığını
da sorgulamaktadırlar. Bu sorgulamada adil davranılıp davranılmadığına, nasıl karar verdiğine, ödüllerin ve cezaların nasıl
yönetildiğine ve nasıl dağıtıldığına bakılmaktadır. Tüm bunların kurallara bağlı olmasını gerekli kılmakta olup sonucunda
örgütsel adalet dediğimiz yapıyı oluşturmaktadır. Anlaşıldığı üzere okul yöneticilerinin çatışmaları yönetirken tercih ettikleri
çatışma yönetimi stilleri ile öğretmenlerin örgütsel adalet algılamaları arasındaki ilişkinin ortaya konması, örgütsel etkililik
için büyük bir öneme sahiptir. Bu araştırmanın amacı; ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin okul yöneticilerinin
kullandıkları çatışma yönetim stillerini ve örgütsel adalet algılama düzeyleri konusunda görüşlerini belirlemek ve çatışma
yönetimi stilleri ile öğretmenlerin örgütsel adalet algısı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmada betimsel tarama
yöntemi kullanılmıştır. Düzce il merkezinde resmi 53 ilköğretim okulunda görev yapan 1281 öğretmen araştırmanın evrenini
oluşturmaktadır. Evren üzerinde çalışıldığından örneklem alınmamıştır. Verilerin çözümlenmesinde standart sapma, aritmetik
ortalama ve korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, okul yöneticileri
öğretmenlerle aralarında çıkan çatışmalarda en fazla tümleştirme stilini en az da hükmetme stilini kullandıkları; en fazla
işlemsel adaleti en az ise etkileşim adaletini uyguladıkları görülmüştür. Okul yöneticilerinin çatışma yönetim stilleri ile
öğretmenlerin örgütsel adalet algısı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır.
 
Anahtar Kelimeler: Örgütsel Çatışma, Çatışma Yönetimi, Örgütsel Adalet
Anatolian Journal of Educational Leadership and Instruction(ANADOLU EĞİTİM LİDERLİĞİ DERGİSİ)

 Anadolu Eğitim Liderliği ve Öğretim Dergisi www.e-ajeli.com

[Anatolian Journal of Educational Leadership and Instruction] e-ISSN:2148-2667
2013 – 1 (1), 27-43
 
ÖĞRETMENLERİN DUYGUSALZEKÂ YETERLİKLERİNİ SINIF YÖNETİMİ SÜRECİNDEKULLANMA DÜZEYLERİ:SAKARYA İLİ ÖRNEĞİ*
 
THE LEVEL OF TEACHERS USE OF EMOTIONAL INTELLIGENCE IN CLASSROOM MANAGEMENT: THE CASE OF SAKARYA
 
E. Hakan TOYTOK**
 
ÖZ:Günümüzde eğitim-öğretim yaklaşımlarını en çok etkilemeye başlayan yeni paradigmalardan birisi, duygusal
zeka (EQ) olarak belirtilebilir. Duygusal zeka, duyguları doğru yerde, doğru zamanda, doğru duygusal tepkiyi verme,
bireysel ve mesleki amaçları dengeleyerek kullanabilme becerisi olarak da belirtilebilir. Nitekim duygu yoğun bir
meslek olan öğretmenlerin mesleki amaçlarını gerçekleştirdikleri en önemli yer olan sınıf yönetiminde duygusal zeka
yeterliklerinin yoğun ve etkili olarak kullanılması gereken bir süreç olarak belirtilebilir. Bu araştırma ilköğretim
okullarında görev yapan öğretmenlerin duygusal zeka yeterliklerini sınıfı yönetirken kullanma düzeylerini
belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaca ulaşmak için özbilinç, duygularını yönetme, duyguları güdüleme, empati ve
sosyal beceriler olmak üzere beş alt boyutu olan duygusal zeka ölçeği kullanılmıştır. Araştırma evrenini 2003/6651
sayılı yönetmeliğin 30. maddenin esaslarına göre Adapazarı'ndaki A tipi, B tipi ve C tipi olmak üzere okul
gruplamasında yer alan 110 resmi ilk öğretim okulu ve bu okullarda görev yapan 1531 öğretmen oluşturmaktadır. Bu
araştırmada tabakalı küme örnekleme yöntemi kullanılarak, A, B ve C kurum tipi ilköğretim okullarındaki
öğretmenlere doldurması için 850 adet ölçek dağıtılmıştır. Bu ölçeklerin geri dönüşümü 564 tane (% 66,4) olmuştur.
Ancak doldurulan ölçeklerin 77 tanesi yönergeye uygun doldurulmadığı için elenerek, verilerin analizine 487 ölçek
dahil edilmiştir. Elde edilen verilerin SPSS programında frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-test ve tek boyutlu
varyans analizi yapılmıştır. Sonuçlar P< .05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Varyans analizinde anlamlı fark
olup olmadığının kaynağını belirlemek için Tukey b testi yapılmıştır. Bulgular tablolaştırılmıştır. Öğretmenlerin
duygusal zeka yeterliklerinin yüksek düzeyde olmasına karşın, özellikle empati boyutu yeterliklerinde önemli
eksikliklerinin olduğu; evli öğretmenlerin duygusal zeka düzeyinin daha yüksek olduğu ve öğretmenlerin mesleki
tecrübesinin de sınıf yönetiminde duygusal zeka düzeyini olumlu yönde etkilediği ifade edilebilir.
Anahtar Kelimeler:Zeka, Duygusal zeka, Yönetim, Sınıf yönetimi
DOKTORA TEZİ (ABANT İZZET BAYSAL ÜNV.-2014)

 ÖĞRETMEN ALGILARINA GÖRE OKUL YÖNETİCİLERİNİN ETİK LİDERLİK DAVRANIŞLARININ ÖRGÜT KÜLTÜRÜ ÜZERİNE ETKİSİ (DÜZCE İLİ ÖRNEĞİ) 

ÖZET 

            Bu araştırmanın genel amacı,  öğretmen algılarına göre okul yöneticilerinin etik liderlik davranışları ile örgüt kültürü arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırmada verileri elde etmek için Yılmaz (2006) tarafından geliştirilen 44 soruluk ve dört alt boyutlu etik liderlik ölçeği ile Fırat (2007) tarafından geliştirilen 48 soruluk ve dört alt boyutlu örgüt kültürü ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmanın on üç alt problemi vardır. Araştırmaya Düzce ili merkez ve ilçelerinde resmi ilkokul, ortaokul, lise ve meslek lisesi türünde 86 okulda görev yapan 1057 öğretmen katılmıştır. Elde edilen verilerin SPSS 21,00 ile  yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapmaları alınmış, ikili değişkenler için t-testi, ikiden fazla değişkenler için ANOVA analizi uygulanmıştır. Araştırmada ilişkisel incelemeler için korelasyon, yordayıcılık için regrasyon analizleri yapılmıştır.

            Araştırmada elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin yöneticilerini etik lider olarak algılamaları branş, cinsiyet, medeni durum, yaş, çalıştığı okul türü, mesleki kıdem ve görev yaptığı okul değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Benzer olarak öğretmenlerin örgüt kültürü algıları cinsiyet, medeni durum  ve okuldaki hizmet yılı değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemiştir; ancak branş, yaş, çalıştığı okul türü ve mesleki kıdeme göre öğretmenlerin örgüt kültürü algıları arasında anlamlı fark görülmüştür. Buna ek olarak yöneticilerin etik liderlik davranışları ile örgüt kültürü arasında pozitif yönde bir anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca yapılan regrasyon analizlerinde etik liderliğin örgüt kültürünün güçlü bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Araştırma bulgularına göre, yöneticiler ne kadar yüksek oranda etik liderlik davranışları sergilerse, öğretmenlerin örgüt kültürü algılarının da o düzeyde artış gösterebileceği söylenebilinir.

 

 

Anahtar Kelimeler: Liderlik, Etik, Etik Liderlik, Örgüt, Kültür, Örgüt Kültürü

ULUSLARARASI EĞİTİM LİDERLİĞİ KONGRESİ (SİİRT ÜNV.-2014)

 OKUL MÜDÜRLERİNİN ETİK LİDERLİK DAVRANIŞLARININ ÖĞRETMEN ALGILARINA GÖRE İNCELENMESİ (DÜZCE İLİ ÖRNEĞİ)

 

Dr. Esef Hakan TOYTOK1 Doç.Dr.Şaduman KAPUSUZOĞLU2, Yard.Doç.Dr.Veysel OKÇU3

ve Rıdvan ŞAHİN4

Amaç: Bu araştırmanın amacı ilk, orta ve lise türünde görev yapan okul müdürlerinin etik liderlik davranışlarını öğretmen görüşlerine göre hangi düzeyde algıladıklarını belirlemektir.

Problem Durumu: İnsanlar var oluşlarından bu yana yaradılışları gereğince birlikte yaşama ve çalışma gereksinimi duymaktadırlar. Çünkü ne kadar birlikte olurlarsa o kadar güçlü olacağını bilirler. Grup içerisinde her birey özelliği ve gücü nispetinde katkı sağlar ve bu katkılar tümleşik bir yapıda bir amaç etrafında doğru koordine edilirse hatrı sayılır bir değerde güç oluştururlar. Zaten birlikte yaşama ve işbirliği yapılması altında yatan amaçta budur. Buna bağlı olarakta yönetim ve yönetici gibi kavramlar öne çıkmıştır. Yönetim anlayışında özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra performans değerlendirme, örgüt geliştirme, çalışanları motive etmek gibi kavramlar kurum yöneticisinin başarısı için öncesine kıyasla çok daha gerekli görünmeye başlanmış, bu kapsamda liderlik kavramı 19. yüzyılın gözde kavramları arasında yerini almıştır (Yılmaz, 2011:230). Oysa daha önceleri benimsenen ve Taylor'un öncülüğünü yaptığı bilimsel yönetim anlayışında lider ya da yöneticinin tek amacı örgütün belirlenmiş amaçlarını gerçekleştirmektir. Çalışanların tutumlarına ve iş üzerindeki etkilerine bakılmamış olup sadece fiziksel şartları esas almıştır (Zel, 2011:108). Günümüzde yönetim süreci sürekli olarak başkalarını yakından ilgilendiren ve etkileyen kararlar almayı; karar ve politikaları herkesin yararına olacak şekilde uygulamayı; örgütsel ve bireysel gereksinimlerin karşılanmasını; çatışmaların örgüt ve bireylerin yararlarını gözetecek şekilde çözümlenmesini; örgütte yapılması gereken görevlerin iş görenlere adil olarak paylaştırılmasını; emeğin değerinin verilmesini; iş görenlerin yansız olarak değerlendirilmesini; örgütün kaynaklarının bir kişi ya da grup için değil, örgütsel amaçları gerçekleştirmek için kullanılmasını; hakların ve de sorumlulukların adil olarak paylaşımını gerektirmektedir (Aydın, 2012 a :53). Bu gereklilik son zamanlarda yönetici kavramı yerine liderlik kavramının öne çıkmasını sağlamıştır. Değişen liderlik anlayışları, eğitim yöneticilerinin görevlerini yerine getirirken fiziki, prosedürel ve insan ilişki yapıları dışında örgüt yönetim sürecinde mesleki etik ilkelere ve değerlere uygun davranma zorunluluğunu doğurmuştur. Çünkü etik ilkeler ve değerler yöneticilerin tartışmaya açık eylem ve kararlardan uzak durmalarını, doğru olmayan ancak çekici gelen yaklaşımlardan kaçınmalarını sağlar. Bu etik yapı insanlara neyin doğru, neyin yanlış olduğunu göstermede önemli bir pusula görevi görmektedir. Bu nedenle liderlik anlayışları içerisinden özellikle etik liderlik yaklaşımının öne çıktığı görülmektedir. Okul müdürlerinin etik liderlik davranışlarını göstermesi örgüt içinde bu nedenle oldukça önemli görülmektedir. Bu öneme bağlı olarak araştırmanın problemini "Okul müdürlerinin etik liderlik davranışlarının öğretmen algılarına göre nasıl dağılım göstermektedir?" sorusu oluşturmaktadır.

 

Yöntem: Araştırmada betimsel nitelikte ilişkisel tarama modelin kullanılmıştır. araştırmanın evrenini, Düzce ilinde ve ilçelerinde İlk, orta ve lise türünde 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılında 325 okulda  görev yapan 3302 öğretmen oluşturmaktadır. Örneklem Yazıcıoğlu ve Erdoğan (2004), tarafından belirlenen formüle göre hesaplanarak 807 olarak belirlenmiştir. 1057 öğretmen görüşü araştırmada veri olarak alınmıştır. Veri toplama aracı olarak Yılmaz (2005) tarafından geliştirilen iletişimsel etik, iklimsel etik, karar vermede etik ve davranışsal etik olmak üzere dört alt boyutlu 44 soruluk ölçek kullanılmıştır. Öğretmen görüşleri için aritmetik ortalama

( ) ve standart sapma (S.S.) değerlerine bakılarak tablolaştırılmıştır.

Bulgular ve Sonuç: Araştırma sonunda ulaşılan bulgular tablo halinde düzenlenerek, ilk-orta-lise düzeyinde çalışan öğretmen görüşleri etik liderliğin genelinde ve alt boyutlarında   ayrı ayrı tablolaştırılarak değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Bu yorumlama ve açıklamalarda doğrudan alıntılara yer verilmiş, literatürde yer alan çalışmalarla ilişkilendirilmiş ve bulgulardan hareketle okul müdürlerinin etik liderlik davranışlarını öğretmen algılarına göre  belirlenerek incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Lider, Etik Liderlik, Okul Müdürü

XIV.ULUSAL EĞİTİM BİLİMLERİ KONGRESİ PAMUKKALE ÜNV.

               ÖĞRETMENLERİN  DUYGUSAL ZEKA YETERLİKLERİNİ SINIF YÖNETİMİNDE KULLANMA DÜZEYLERİ- (Sakarya İli Örneği)

                 

            Esef Hakan TOYTOK-Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmeni   hakantoytok@hotmail.com

             ÖZET

Günümüzde eğitim-öğretim yaklaşımlarını en çok etkilemeye başlayan yeni paradigmalardan birisi, duygusal zeka (EQ) olarak belirtilebilir. Duygusal zeka, duyguları doğru yerde, doğru zamanda, doğru duygusal tepkiyi verme olarak ifade edilebilir.  Duyguları bireysel ve mesleki amaçları dengeleyerek kullanabilme becerisi olarak da belirtilebilir. Nitekim duygu yoğun bir meslek olan öğretmenlerin mesleki amaçlarını gerçekleştirdikleri en önemli yer olan sınıfı yönetiminde duygusal zeka yeterliklerinin yoğun ve etkili olarak kullanılması gereken  bir süreç olarak belirtilebilir.

Bu araştırma ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin  duygusal zeka yeterliklerini sınıf yönetirken kullanma düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaca ulaşmak için, Titrek’in doktora tezi için geliştirdiği ölçek uyarlanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiş ve analiz sonuçları tablolarda gösterilmiştir. Öğretmenlerin duygusal zeka yeterliklerinin yüksek düzeyde olmasına karşın, özellikle empati boyutu yeterliklerde önemli eksikliklerinin olduğu; evli öğretmenlerin duygusal zeka düzeyinin daha yüksek olduğu ve  öğretmenlerin mesleki tecrübesinin de sınıf yönetiminde duygusal zeka düzeyini olumlu yönde etkilediği ifade edilebilir.

XV.ULUSAL EĞİTİM BİLİMLERİ KONGRESİ MUĞLA ÜNV.

        YENİ EĞİTİM PROGRAMININ BAKIŞ AÇISINA GÖRE, ÖĞRETMENLERİN ROLLERİNİN ÖNEM DÜZEYİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ ( Düzce İli Örneği)                        

ACCORDING TO NEW CURRICULUMS’ WIEV, TEACHERS OPINIONS ABOUT SIGNIFICATIONS  OF LEVEL THEIR ROLES ( Sample of DUZCE Cıty)  

 

ÖZET

Sınıf öğretmenliği tüm eğitim sistemlerinde oldukça kritik bir öneme sahiptir. Bu nedenle, eğitim sistemleri değişime uğrasa da­ sınıf öğretmenliğinin yüklendiği amaç ve kapsam fazla değişmemiş, farklılaşan rolü olmuştur.  Çağımızı etkileyen sosyo-ekonomik ve küresel değişmeler, 20 nci yüzyılın sonlarından itibaren artarak devam etmiş ve bunun sonucunda ortaya çıkan bilişim teknolojileri insan hayatının yanı sıra, ülkenin eğitim programlarını da büyük ölçüde etkilemiştir. Eğitimde yeniden yapılanma çalışmalarında, yeni bakış açılarına göre öğretmenlerin rollerinin yeniden tartışılmaya başlaması beklenebilir.

Betimsel tarama türündeki bu araştırmada; Düzce İli’nde görev yapan sınıf öğretmenlerinin, “öğretmenlik rollerini gerçekleştirme düzeyleri” araştırılmıştır. Bu çalışma da; sınıf öğretmenlerinin “eğitim durumu ve yeni müfredat hakkında eğitim alıp almama” değişkenlerine göre öğretmenlik rollerinin önem düzeyine ilişkin görüşleri arasında anlamlı fark olup olmadığı araştırılmıştır. Buna göre, “Yeni programda yer alan öğretmen rollerine göre, öğretmenlerin rollerine verdikleri önem düzeyi nedir? sorusu araştırmanın problemini oluşturmaktadır.

2005-2006 öğretim yılından itibaren yeni eğitim programı 1-5 nci sınıflarda uygulanmaya başladığı için, araştırmanın evrenini Düzce İli’ndeki 1045 ilköğretim öğretmeni oluşturacaktır. Bu evrenden yansızlık kuralına dayanarak seçilen 184 öğretmen örnekleme dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Önce alan ile ilgili literatür çalışması yapılmış, literatürden elde edilen bilgilere dayalı olarak, öğretmen rolleri belirlenmiştir. Bu rollere öğretmenlerin ne kadar önem verdiklerini ifade eden beşli likert tipi bir anket geliştirilmiştir. Bu anket uzman görüşüne sunulmuş ve uzman görüşü sonucunda elde edilen bilgilere dayalı olarak ankete son hali verilmiştir. Bu ankette, sınıf öğretmenlerinden, yeni program ışığında öğretmenlik rollerinin hali hazırda ne kadar önemli olduklarını işaretlemeleri istenmiştir.

Elde edilen veriler, SPSS 11.00 programına girilmiş ve bu program ile analiz edilmiştir. “Eğitim durumu değişkeni ve yeni müfredat hakkında eğitim alıp almama” değişkenine göre öğretmenlerin algıları arasında anlamlı fark olup olmadığı ve t-test ile belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca mevcut önem düzeylerine dayalı olarak, önem düzeyi en yüksek ve en az 10’ar rol aritmetik ortalama, standart sapma değerlerine dayalı olarak belirlenerek, tablolaştırılmıştır. Elde edilen bulgulara dayalı olarak, yeni programın istediği öğretmen rolleri ile öğretmenlerin görüşleri arasındaki benzerlik ve farklılıklar tartışılmaya çalışılmıştır. Önem düzeyi artan öğretmen rollerine göre, öğretmen yetiştirme programlarının geliştirilmesine yönelik öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Sınıf Öğretmeni, Yeni Müfredat, Yeni yaklaşımlar,  Öğretmen Rolleri.

XVI.ULUSAL EĞİTİM BİLİMLERİ KONGRESİ GAZİOSMANPAŞA ÜNV.

 EĞİTİMDEKİ SON PROGRAM DEĞİŞİKLİKLERİNE GÖRE ÖNE ÇIKAN MENTORLÜK ROLÜNE, İLKÖĞRETİM MÜFETTİŞİNİN, OKUL YÖNETİCİSİNİN VE ÖĞRETMENİN BAKIŞ AÇILARINA GÖRE ÖNEM DÜZEYLERİ NEDİR? (Düzce ili örneği)

ÖZET

 

Çağımızı etkileyen sosyo-ekonomik ve küresel değişmeler, 20 nci yüzyılın sonlarından itibaren artarak devam etmiş ve bunun sonucunda ortaya çıkan bilişim teknolojileri insan hayatının yanı sıra, ülkenin eğitim programlarını da büyük ölçüde etkilemiştir. Eğitimde yeniden yapılanma çalışmalarında, yeni bakış açılarına göre öğretmenlerin, okul yöneticilerinin ve müfettişlerin  rollerinin yeniden tartışılmaya başlamasına neden olmuştur. İşte bu değişim ve gelişim sonucunda mentorlük rolü öne çıkmıştır.

Betimsel tarama türündeki bu araştırmada; Düzce İli’ndeki ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerinin, okul yöneticilerinin ve de müfettişlerin “mentorlük rollününe ait önem düzeyleri” araştırılmıştır. Bu çalışma da; ilköğretim okullarında görev yapan öğretmen, okul yöneticisi ve müfettiş değişkenlerine göre mentorlük rolünün önem düzeyine ilişkin görüşleri arasında anlamlı fark olup olmadığına bakılmıştır. Buna göre, “eğitimde son program değişikliklerinde öne çıkan mentorlük rolüne verdikleri önem düzeyi nedir?’’ sorusu araştırmanın problemini oluşturmaktadır.

Bu araştırmanın evrenini Düzce İli’ndeki 1245 ilköğretim öğretmeni, 216 ilköğretim okul yöneticisi ve 13 ilköğretim müfettişi oluşturacaktır. Bu evrenden yansızlık kuralına dayanarak ilköğretimde görevli öğretmen 200 ve okul yöneticilerinden seçilen 50 eğitimci örnekleme dahil edilmiş ve müfettişlerin sayılarının az olması nedeniyle evren üzerinde çalışılmıştır . Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Önce alan ile ilgili literatür çalışması yapılmış, literatürden elde edilen bilgilere dayalı olarak, mentorlük rolüne ilişkin özellikler belirlenmiştir ve bu özelliklere ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerinin, okul yöneticilerinin ve de müfettişlerin ne kadar önem verdiklerini ifade eden beşli likert tipi bir anket geliştirilmiştir. Bu anket uzman görüşüne sunulmuş ve uzman görüşü sonucunda elde edilen bilgilere dayalı olarak ankete son hali verilmiştir. Bu ankette, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerden, okul yöneticilerinden ve müfettişlerden, yeni program ışığında öne çıkan mentorlük rolüne hali hazırda ne kadar önemli bulduklarını işaretlemeleri istenmiştir.

Elde edilen veriler, SPSS 11.00 programına girilmiş ve bu program ile analiz edilmiştir. “Mesleki görev” değişkenine göre ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerinin, okul yöneticilerinin ve de müfettişlerin algıları arasında anlamlı fark olup olmadığı ve ANOVA ile belirlenmeye çalışılmış ve buralarda anlamlı farkların nedenini anlamak içinde Tukey-B test uygulaması yapılmıştır.. Ayrıca mevcut önem düzeylerine dayalı olarak, önem düzeyi aritmetik ortalama, standart sapma değerlerine dayalı olarak belirlenerek, tablolaştırılmıştır. Elde edilen bulgulara dayalı olarak, yeni programın öne çıkardığı mentorlük rolü ile ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerinin, okul yöneticilerinin ve müfettişlerin görüşleri arasındaki benzerlik ve farklılıklar tartışılmaya çalışılmıştır. Önem düzeyi artan mentorlük rolüne göre, yetiştirme programlarının geliştirilmesine yönelik öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır.

 

Anahtar Kelimeler: Mentor, Müfettiş, Okul Yöneticisi, Öğretmen

XVI.ULUSAL EĞİTİM BİLİMLERİ KONGRESİ GAZİOSMANPAŞA ÜNV.

 FARKLI KURUM VE BRANŞLARDA ÇALIŞAN ÖĞRETMENLERİN İŞ DOYUMU: (ZONGULDAK İLİ ÖRNEĞİ)

       SUMMARY

This study has been made to find out whether there are differences among the teachers of different branches who work at primary, high and vocational schools in relation to their level of job satisfaction and personal variableness both in general and individual aspects.

A Job Satisfaction Scale (which was developed by the researcher) has been applied to a random sample of  610 teachers from eight primary schools, eight hight schools and four vocational schools in the province and central districts of Zonguldak.

In this study, it has been found out that teachers’ general level of job satisfaction is measured is “Average” from individual aspects, Management is “Average”, Human Relations and Job Quality are “High”, Whereas Working Conditions and The Law of  Status are “Low”.

It has also been identified that there is remarkable difference in the level of Job Satisfaction according to the institutions the teachers work. Thus, the level of Job Satisfaction of the teachers who work at primary and high schools is higher than those of who work at vocational schools.

When the teachers’  job satisfaction was examined according to their sex, age, marital status, job experience, educational backround and job branches, it has been identified that there is also remarkable difference according to their sex, age, marital status and job experience.

As a result of this study, it has been proposed that teachers’ economic, democratic and social rights should be improved, in-service educational facilities should be increased, appointments to administrative positions should be on the basis of meritocracy, in-school communication should be increased, total quality management should be realized, proposals from the subordinates should be taken into consideration, the physical conditions of the schools should be improved, teachers should be encouraged rather then punished and The Ministy of Education should work to measure job satisfaction and increase the level of job satisfaction.

XVII.ULUSAL EĞİTİM BİLİMLERİ KONGRESİ SAKARYA ÜNV.

 EĞİTİMDE MEYDANA GELEN SON PROGRAM DEĞİŞİKLİKLERİN SONUCUNDA ÖNE ÇIKAN ALTERNATİF ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİNİ İLKÖĞRETİM OKULLARINDAKİ ÖĞRETMENLERİN  TANIMA VE KULLANMA DÜZEYLERİ ( DÜZCE İLİ ÖRNEĞİ )

 

              Eğitim Bilimleri Uzmanı Esef Hakan TOYTOK – MEB. Okul yöneticisi – hakantoytok@hotmail.com

 

GİRİŞ

Eğitimin amacı, öğrenme süreci içerisinde yer alan bireyler için gerekli olan bilgi, beceri, yetenek gibi özellikleri bireylere kazandırmaktır. Kişinin eğitim sürecine girdiklerinde sahip olduğu yeterlilikleri ile çıktıklarında sahip oldukları yeterlilikler, bu eğitim-öğretim sürecindeki  kazanımları gösterir. İşte bu öğrenme-öğretme sürecinde bireyin neler kazanıldığı ve kazanılan özelliklerin yeterliliğine ilişkin kararlar ölçme ve değerlendirme sürecinde ortaya konulur. Bilindiği üzere ölçülemeyen hizmet geliştirilemez. Ölçme, bireylerin ya da nesnelerin belirli özelliklere sahip olup olmadığının, sahiplerse sahip oluş derecesinin belirlenerek sonuçların sembollerle ve özellikle sayı sembolleriyle ifade edilmesidir. Bir başka deyişle Ölçme, niteliklerin nicelleştirilmesi işlemidir. Ölçme işleminin sonucunda bir değerlendirmeye varılmalıdır. Değerlendirme ise, ölçme sonuçlarını bir ölçütle kıyaslayarak, ölçülen nitelik hakkında bir karara varma sürecidir, bir yargılama işlemidir ve ölçme sonucunun bir ölçütle karşılaştırılmasına dayanır. Değerlendirmemizin sağlıklı ve de doğru olması içinde ölçme aracımızın geçerli ve güvenilir olması gereklidir. Geçerlilik; bir ölçme aracının ölçmeyi amaçladığı özelliği, başka herhangi bir özellikle karıştırmadan, doğru olarak ölçme derecesidir. Bir anlamda ne ölçülecek sorusunun cevabıdır. Güvenirlilik ise; bir ölçme araç veya yönteminin ölçtüğü değişkeni ne derece duyarlılıkla ölçtüğü, ölçme sonuçlarının rasgele karışan hatlardan ne derece arınık olduğudur. Tüm bunlara ek olarak ölçme aracının kullanışlılığı da oldukça önemli bir belirleyici unsurdur ölçme-değerlendirme sürecinde. İşte günümüzde eğitim programları anlayışında meydana gelen yapısal bu değişmeler, öğrenme-öğretme sürecinde de bazı değişimleri zorunlu kılmış ve öğrenme-öğretme sürecinin etkililiğini belirleye bilmek için de öğretmenleri alternatif ölçme ve değerlendirme yöntemlerini öğrenmeye ve bu ölçme-değerlendirme  yöntemlerini uygulamaya koymaya zorlamıştır. Çünkü yeni eğitim programının felsefesi gereği ön gördüğü kazanımların yeterliliği ve de etkililiği ancak yeni alternatif ölçme ve değerlendirme yöntem ve teknikleri ile kontrolünün sağlanarak, sağlıklı bir geri bildirim elde edilebilecektir. İşte bu araştırma ile; Rublik, Portfolyo, Performans Değerlendirme, Yapılandırılmış Grid, istaston … gibi alternatif ölçme yöntemlerini öğretim sürecinin en önemli yapı taşı olan ilköğretim okullarında görev yapmakta plan öğretmenlerimizin ne kadar bildikleri ve bu bildiklerini uygulayıp uyulamadıklarının tespiti hedeflemektedir. 

XVII.ULUSAL EĞİTİM BİLİMLERİ KONGRESİ SAKARYA ÜNV.

 Asaleten ve Vekaleten Görev Yapan İlköğretim Okul Yöneticilerin Örgütsel Bağlılık Düzeyleri   (DÜZCE örneği)

YÜKSEK LİSANS TEZİ (SAKARYA ÜNV.-2005)

 ADAPAZARI İLKÖĞRETİM OKULLARINDA GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERİN SINIF YÖNETİMİNDE DUYGUSAL ZEK  ( EQ ) YETERLİKLERİNİ KULLANMA DÜZEYLERİ

ÖZET

 

 

Bu araştırma, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin sınıfı yönetirken duygusal zekâ yeterliklerini kullanma düzeylerini saptamak amacıyla yapılmıştır. Duygusal zekâ; Özbilinç (duygularının farkında olma), duyguları yönetme, duyguları güdüleme ve harekete geçirme, empati ve sosyal beceriler olmak üzere beş boyutta ele alınmıştır.

Araştırmanın evreni 2004 - 2005 öğretim yılında Adapazarı’na bağlı A, B ve C kurum tipi ilköğretim okullarında görevli öğretmenler (1832 ) oluşturmaktadır. Verilerin çözümünde soruların frekans (f) ve yüzde (%) dağılımları ile P<.05 güvenirlik aralığı için değişkenlerde t-testinde aritmetik ortalamalara ve Varyans analizinde ise Tukey b testine göre anlamlı bir fark olup olmadığına bakılmıştır. Bulgulardan hareketle elde edilen sonuçlardan bazıları şunlardır;

İlköğretimde görev yapmakta olan öğretmenlerin sınıf yönetiminde duygusal zekâ yeterliklerinin alt boyutlarından Özbilinç boyutunda “çok sık”, Duyguları Yönetme boyutunda “her zaman”, Duygularını Güdüleme boyutunda “çok sık”, Empati boyutunda “çok sık”  ve sosyal beceriler boyutunda ise “her zaman ” kullandıklarını ifade etmişlerdir. Cinsiyet değişkenine göre ise tüm boyutlarda sınıf yönetiminde duygusal zekâ yeterliklerini kullanma düzeyleri arasında anlamlı bir fark yoktur. Medeni durum değişkenine göre tüm boyutlarda anlamlı bir fark, özbilinç boyutu dışında diğer boyutlarda vardır. Yaş değişkenine ve kıdeme göre tüm boyutlarda anlamlı bir fark vardır. Eğitim durumu değişkenine göre tüm boyutlarda anlamlı bir fark, Özbilinç ve sosyal beceriler boyut dışında diğer boyutlarda vardır.

 

İlköğretimde görev yapmakta olan öğretmenlerin sınıf yönetiminde duygusal zekâ yeterlikleri boyutlarından özbilinç, duyguları güdüleme ve empati boyutunda biraz daha başarısız oldukları söylenebilir. Bu nedenle ilköğretimde görev yapmakta olan öğretmenlerin bu boyutlarını geliştirmek için eğitim almaları sağlana bilinir.